Şiir, diğer sanat dalları gibi içinden çıktığı toplum hakkında ipuçları verir. Giyimden yemek alışkanlıklarına, hukuk sisteminden bayram kutlamalarına, hastalıklardan tedavi yöntemlerine, eğitimden aşkı ifade ediş biçimine kadar geniş bir toplumsal fotoğraf şairin dizelerinden yüzyıllar sonraya akar. En fazla gazel yazan ikinci şair olarak bilinen Zâtî de yaşadığı dönemi (1471-1546) gücü tartışılmaz bir üslupla ortaya koymuştur. Bu çalışma Zâtî Divanı’nın, sosyal hayat pratiklerini ortaya...


Her dilde, hakkında en çok yazılan ve en çok konuşulan kelimedir AŞK. Harfler, lisanlar, telaffuzlar değişir de onun, kalbi gönül, gönlü de umman yapan hâli aynı kalır. AŞK her dilde aynı şekilde tezahür eder. Ona, kim ne yakıştırmışsa dünya kurulduğundan beri, o insandandır, yetersizdir! Çünkü kim neresinden yandıysa onunla tarif eder. Tarifler birikir. Aralarında çelişir. Kimi yedi kata düşürür, kimi yedi kata çıkarır. Kimse, avucunun yangınından ötesini bilemez. Biz; kızıldan kızıl, zehirde...


Türkiye, ülkelerindeki iç savaştan kaçan Suriyelilere kapılarını açtığında yıl 2011’di. Onlar, evlatları ve birkaç parça eşyalarıyla birlikte gelirken acılı bir hikâyenin parçalarını da taşıyorlardı. Kamplara yerleştiler, iş bulma ve yerleşik bir hayata geçebilme düşüncesiyle çeşitli şehirlere dağıldılar ve nihayet Türkiye üzerinden Avrupa ülkelerine ulaşmaya başladılar. Tüm bunlar son 6-7 sene içinde oldu. Ölümü göze alarak yaşam yolculuğuna çıkan binlercesi, yaşamaya erişemeden Akdeniz’in kara...


Saraybosna’da Mevlevîlik, 20. yüzyılda yaşamış mesnevîhanlar sayesinde dinî bir tezahür olarak devam etmiştir. Bu mesnevîhanlardan biri 2011 senesinde vefat eden Hacı Hafız Halid Efendi Hacımuliç’tir. Her kesimin sevgi ve saygısını kazanmış bu değerli şahsiyet, ömrünü Kur’an-ı Kerîm’e ve Mesnevî’ye hizmete vakfetmiş, Saraybosna’da Fatih Sultan Mehmed Camii’nde ve şehirdeki muhtelif camilerde hayatının sonuna kadar bedelsiz olarak imam-hatiplik yapmıştır. Gazi Hüsrev Bey kütüphanesinde kütüphane...


Halk arasında “Kalp kişinin yumruğu büyüklüğündedir.” diye bilinir. Ne var ki çoğumuz, kalbin boyundan katbekat büyük bir yük taşıdığından, bu zor görevin altından nasıl kalktığından pek de haberdar değiliz. Vücudumuzun yakıt deposu kalbimiz, oksijen yüklü kanı tüm bedenimize ulaştırmak için bir an bile durmadan çalışır. Biz günlük işlerimiz için delice koşturup dururken, beynimiz başta olmak üzere tüm organlarımız kalbimizin pompaladığı kanla beslenir. Kalbimiz, her atımda bir çay bardağını d...


On dokuzuncu yüzyılın ikinci yarısında, başta İstanbul’un gündelik hayatı olmak üzere devletin ve milletin içinde bulunduğu şartları günü gününe müşahede eden Ali Efendi, 1870-1878 yılları arasında Basîret gazetesinde yayımladığı bu yazılarda, başka hiçbir kaynakta rastlanamayacak kadar çok ve çeşitli toplumsal sorunları, bütün tazeliği ve çıplaklığıyla anlatmaktadır. Sadece “Konu Başlıkları İndeksi” altında sıralanan meseleler göz önüne alınsa bile öteden beri devam edegelen toplumsal problemle...


“Sanki bu Asuman’la birlikte bir şey oldu. Gezegenler mi aynı hizaya geldi? Ne oldu anlamadım ki! Ama hissediyorum, büyü filan mı yaptılar acaba? Hayatım bir anda, başka bir kafaya geçti. Öyle bir hızlandı! Ferdi Tayfur filminde oynuyordum da Tarantino filmine transfer olmuşum gibi.” Bu kitapta kimler yok ki; Asuman, annesi Nazire, annesinin tavuğu Çilli, teyzesi Mürüvvet, kız kardeşi Gülendam, abileri Sedat, Vedat, psikoloğu Jale. Evden, mahalleden, okuldan daha pek çok kişi ve tabi ki Tali...


96 yıl önce, büyük bir mücadeleyle santim santim kurtarılan bir memleketin öyküsü, duası olarak yazıldı İstiklal Marşı. Mehmet Akif Ersoy bir tarih özeti yapıyordu 10 kıtada. Üzerinden neredeyse bir asır geçmesine rağmen, bir milletin mücadele destanını hâlâ aynı etkiyle anlatan mısralardan oluşuyor Millî Marşımız. Bu kitap İstiklâl Marşı’nın temsil ettiği değerlerden psikanalizine, bir mutabakat metni oluşundan kelime kelime çözümlenmesine kadar her yönüyle ele alan makalelerin bir derlemesi ol...


Köyünde, şehrinde ve yaşadığı her yerde memleketimizin uğradığı saldırılara karşı ailesi ve vatanının akıbeti konusunda bitmek bilmeyen kaygılarla mahzun olan kadınlardı hepsi. Önce olaylar başladı. Uğursuz ölüm haberleri, istila edilen köyler, şehirler, camiler, evler yağmur gibi yağan mermiler, bombalar karşısında tepkisiz durup beklemenin zamanı değildi. Duramazlardı. Bu meselede aileye haber vermeden koşarak askere kaçmak da vardı, bebeğini evin, köyün en yaşlısına emanet etmek de. Yeter k...


Bosna’nın kokusunu Kâbe’de duyduğu, imanın sarıp sarmalayan ışığını kucakladığı kutsal bir yolculuğun hikâyesini anlatıyor Enes Kariç. Bosnalı eski bakan, bürokrat ve öğretim üyesi olan yazarın hac günlüğünde derin bir huşuya ve sosyolojik bir gözleme tanık olacaksınız. Ayaklardan yüzlere, kıyafetlerden telefonlara, sohbetten tavafa uzanan ışıltılı ve naif bir günlük okumasına hazır olun. “Bu insan denizi ve hacı topluluğu secdeye varırken, öncelikle, çoğunlukla ince ve hafif kumaştan dikilmiş...


“Büyünce ne olacaksın?” sorusuna muhatap olmayan çocuk yoktur. Kamyon şoförü, avukat, musluk tamircisi, hemşire… Bu liste böyle uzayıp gider. Peki, bunların dışında pek de bilinmeyen ilginç meslekler nelerdir? Mutlu eden meslekler, tarih olmuş meslekler… Bu başlıklar altında bol kahkahalı bir anlatım. Meslekleri öğrenmek hiç bu kadar eğlenceli olmamıştı.


Okul, iş, sosyal hayat, sosyal medya, paylaşılanlar, sürekli akıp gelen mesajlar, tıkalı trafikler, yoğun kaldırımlar ve nihayet yetmeyen bir 24 saat... Bu koşturma içinde yol kenarına çöküp kalmış minik yavruları, pazara çıkamayan anneleri, her sabah işe gider gibi evden çıkan işsiz babaları göremez oluyoruz. İşte asıl yorgunluk bu! Gönül yorgunluğu! İyilik Ajandası bu yorgunluğun şifası olarak hazırlandı. Kalbinizin iyiliğini tüm yıla yayacak bir hareketin içinde olmak size de iyi gelecek! He...


Yaraları iyi eden onları görmektir. Yüzleşmektir. Yaralarına isimlerini söylemektir. Yalnızca demokrasileri değil, kalpleri de incitir darbe. Sokakları, caddeleri, evleri, okulları, köşedeki simitçiyi, sokağın kedisini, insanı yabancılaştırır kendi kendine. Renklerin parlaklığını alır, ümitleri suskunlaştırır. Sizin kalbinizi neresinden kırdı darbe, darbeler ve darbe girişimleri? On iki edebiyatçı kalemlerine yükleyip iyileşme yoluna döktüler kelimelerini. Taşları, güvercinleri, köprüleri, hev...


Amalek ve Seph, Büyücü Elzafan’dan sihriyle kendilerine yardım etmesini istemek için onun şatosuna doğru çıktıkları uzun ve tehlikeli yolculukta hayatta kalmayı başarmışlardır. Ancak, şimdi onları çok daha tehlikeli bir görev beklemektedir. Taşlar Krallığı’nı Kara Büyücü Bela’dan ve onun kötü büyüsünden kurtarmanın tek yolu Amalek ve Seph’in bu Bela’yla yüzleşmesidir. Bu arada kuzgunlar ordusu da amansız bir takiptedir ama Amalek ve Seph yalnız değillerdir. Joog ve diğer sadık arkadaşları hep...


Kara Büyücü Bela Taşlar Krallığı’nı sonu gelmeyen soğuk ve dondurucu bir havaya mahkûm etmişti. Krallığı tamamen ele geçirmek ve sihirli Candara Taşlarına sahip olabilmek için yapmayacağı şey yoktu. Ancak Amalek, Seph, Joog ve diğerleri büyük Büyücü Elzafan’ı bulup Kara Büyücü’yle mücadele edebilmek için onun yardımını almak zorundaydılar. Korkunç kuzgunlar ve kuduz köpek Jamaar bu macerayı daha da tehlikeli hâle getiriyordu. Kesin olan bir şey varsa o da bu maceranın çok daha zorlu geçeceğiyd...