"Tasavvuf" kategorisi kitapları.

-Mesnevî-i Mânevî’nin ilk kıssalarından biri hain vezir hikâyesi...
-Hikâye dedikse, manaya bir libas olsun için... Zira büyükler her zaman ders okutur.

“Aşk ve muhabbetle Allah yolunun yolcusunun yolunu kesenler vardır. Allah yolunun yolcusunun yolunda tehlikeler vardır. Hem de helak ile neticelenebilecek şiddette... İşte bu hikâye, ister toplum ister fert nezdinde mercek altına alınsın fitnenin herkesi berbat ettiğine dair Pir Mevlâna Celâleddin Hazretleri’nin ibretle okunacak bir ikazıdır.

Bu hikâye, Hıristiyanlardan kurtulmak isteyen Yahudi padişahın hizmetindeki bir vezirin hain planıyla açılıyor: Hıristiyanların arasına karışacak, âlimlerinden gibi görünecek, yanlış telkinlerle hem dini tahrif edecek hem de usul usul nifak tohumları ekecek... İşte küfür fedaisinin serancamı böyle seyrediyor. Agâhlara selam olsun...-Mesnevî-i Mânevî’nin ilk kıssalarından biri hain vezir hikâyesi...

-Hikâye dedikse, manaya bir libas olsun için... Zira büyükler her zaman ders okutur.

“Aşk ve muhabbetle Allah yolunun yolcusunun yolunu kesenler vardır. Allah yolunun yolcusunun yolunda tehlikeler vardır. Hem de helak ile neticelenebilecek şiddette... İşte bu hikâye, ister toplum ister fert nezdinde mercek altına alınsın fitnenin herkesi berbat ettiğine dair Pir Mevlâna Celâleddin Hazretleri’nin ibretle okunacak bir ikazıdır.

Bu hikâye, Hıristiyanlardan kurtulmak isteyen Yahudi padişahın hizmetindeki bir vezirin hain planıyla açılıyor: Hıristiyanların arasına karışacak, âlimlerinden gibi görünecek, yanlış telkinlerle hem dini tahrif edecek hem de usul usul nifak tohumları ekecek... İşte küfür fedaisinin serancamı böyle seyrediyor. Agâhlara selam olsun...


15 Temmuz kalkışmasına bir de Mesnevi’nin gözünden bakalım! Siyasi tarihinde dört kez darbe yaşamış ülkemiz 15-16 Temmuz gecesi yeni bir kalkışmaya sahne oldu. Darbe ihtimalini canları pahasına reddeden cesur halkın sokaklarda yazdığı destanı mücadele tarih sayfasındaki unutulmaz yerini aldı. Peki ne oldu? Nasıl bir süreç ve yapılanma ülkemizi bir gecede sarmaladı ve 200’ü aşkın canı yitirmemize sebep oldu? Bu kitap Mesnevi’den, 1200’lü yıllardan, 15-16 Temmuz 2016 gecesinde yaşanan kalkışmaya benzersiz bir bakışla yaklaşıyor ve merak edilen tüm soruları yanıtlıyor. Hikâye, Hıristiyanlardan kurtulmak isteyen Yahudi padişahın hizmetindeki bir vezirin hain planıyla açılıyor: Hıristiyanların arasına karışacak, âlimlerinden gibi görünecek, yanlış telkinlerle hem dini tahrif edecek hem de usul usul nifak tohumları ekecek... İşte küfür fedaisinin serencamı böyle seyrediyor. Agâhlara selam olsun... “Aşk ve muhabbetle Allah yolunun yolcusunun yolunu kesenler vardır. Allah yolunun yolcusunun yolunda tehlikeler vardır. Hem de helak ile neticelenebilecek şiddette... İşte bu hikâye, ister toplum ister fert nezdinde mercek altına alınsın fitnenin herkesi berbat ettiğine dair Pir Mevlâna Celâleddin Hazretleri’nin ibretle okunacak bir ikazıdır.”


Saraybosna’da Mevlevîlik, 20. yüzyılda yaşamış mesnevîhanlar sayesinde dinî bir tezahür olarak devam etmiştir. Bu mesnevîhanlardan biri 2011 senesinde vefat eden Hacı Hafız Halid Efendi Hacımuliç’tir. Her kesimin sevgi ve saygısını kazanmış bu değerli şahsiyet, ömrünü Kur’an-ı Kerîm’e ve Mesnevî’ye hizmete vakfetmiş, Saraybosna’da Fatih Sultan Mehmed Camii’nde ve şehirdeki muhtelif camilerde hayatının sonuna kadar bedelsiz olarak imam-hatiplik yapmıştır. Gazi Hüsrev Bey kütüphanesinde kütüphane memurluğu, ilahiyat fakültesinde kıraat profesörlüğü yaparken aynı zamanda en önemli görevlerinden biri de etrafındaki küçük bir toplulukla yürüttüğü Mesnevî sohbetleri olmuştur. Hafız Hacımuliç Efendiyi anlamak, son yüzyılda Saray Bosna’da oluşan mesnevîhanlık geleneğini ve şehrin kültür hayatına önemli katkısı olan, Gazi İsa Bey’in vakfettiği mevlevîhanenin tarihçesini bilmeyi gerektirir. Bu nedenle Hafız Hacımuliç’in hayatının anlatıldığı bu eserin ilk bölümünde Saraybosna’da Mevleviliğin ne zaman başladığını, hangi evreleri geçirdiğini ve Saraybosna Mevlevîhanesi’nin tarihi serencamını konu edindik. İkinci bölümde o dönem varlığını artık bir tarikat olarak sürdüremeyen Mevlevîliği temsil eden mesnevîhanların hayatları anlatılmaya çalışıldı. Bu kitap, bereketli ömrüne çok şey sığdırmış Hafız Hacımuliç Efendi’nin Türk halkı tarafından da tanınmasını sağlayacaktır.