Haftanın Masalı

Tuz Kadar Sevgi
 

Bir varmış, bir yokmuş. Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde... Pire berber iken, deve tellal iken, ben anamın beşiğini tıngır mıngır sallar iken...

Dereleri çaylarıyla birbirinden güzel çiçeklerle bezenmiş bir ülke varmış. Bu ülkenin padişahının birbirinden güzel üç güzel kızı varmış. Kızlarının huyları yüzlerinden, yüzleri huylarından güzelmiş.

Padişah bir gün kızlarını başına toplamış. Onlara,

− Beni ne kadar seviyorsunuz, diye sormuş. En büyük kızı:

− Dünyalar kadar, diye cevap vermiş. Ortanca kızı kollarını açarak,

− Kucak dolusu, demiş. Sıra üçüncü kıza gelince bir sessizlik almış sarayı... Küçük kız birden yerinden fırlayıp,

− Tuz kadar seviyorum, demiş.

Padişah küçük kızın cevabına çok şaşırmış. Bir o kadarda kızmış.− İnsan babasını tuz kadar sever mi hiç, demiş. Bu cevap bir padişah kızına yakışmıyor diyerek cellatlardan birini çağırmış. Ardından küçük kızını ona teslim etmiş.

Küçük kız ile cellat az gitmiş uz gitmiş dere tepe düz gitmiş. Yedi dağ yedi tepe aşmış. İnsan eli değmemiş bir ormanın ortasında cellat, kızı kesmek için hazırlığa başlamış. Kız cellada yalvarıp yakarmış. Celladın da kıza kıymaya gönlü razı gelmiyormuş ama ne çare.

Cellat, küçük kızın gözünden akan inci tanesi gözyaşlarına dayanamamış. En sonunda kızın yerine ormandaki hayvanlardan birini kesip kanını kızın gömleğine sürmüş. Kanlı gömleği padişaha getirmiş. Küçük kız ise ormanın ortasında yapayalnız kalmış. Az gitmiş, uz gitmiş. Dere tepe düz gitmiş. Allah’a dualar etmiş. Nereye gittiğini bilmeden bir müddet yürümüş. Yolun sonunda yemyeşil bir ovaya varmış. Uçsuz bucaksız ovada evler görünce sevincinden uçmuş.
Orada köyün zenginlerinden birinin evine sığınmış. Gün geçtikçe güzelleşmiş. Güzelliği dilden dile yayılmış, kısmet bu ya bir başka padişahın oğlu bir gün ava çıktığında bu güzel kızın köyünden geçiyormuş. Kızı bir suyun başında testiye su doldururken görmüş. Bir görüşte âşık olmuş. Derken kızı gelip istemiş. Kırk gün kırk gece süren bir düğün ile evlenmişler.
Aradan uzun bir zaman geçmiş. Kız, başından geçenleri eşine bir bir anlatmış. Aklına da bir fikir gelmiş: Babasını yemeğe çağırmak.

Gereken hazırlıklar yapılmış, padişah babası ziyafete çağrılmış. Çeşit çeşit yemekler, budum gibi dolmalar, kolum gibi baklavalar sıra sıra dizilmiş.

Kızın padişah babası söylenen günde ziyafete gelmiş. Padişah sofraya oturduğunda yemekler sırayla gelmeye başlamış. Padişah hangi yemeğe uzandıysa eli geri gitmiş, yemeklerin hiçbirini yiyememiş. Çünkü bütün yemekler tuzsuzmuş.
O sırada küçük kız padişahın sofrasından ayağa kalkmış.

− Padişahım, duyduğuma göre sen küçük kızını “seni tuz kadar seviyorum” dediği için öldürtmek istemişsin, diyerek başlamış anlatmaya. Sonunda da:

− İşte o küçük kız benim. Bütün yemekleri tuzsuz yaptırdım ki ne kadar sevdiğimi anlayasın, demiş.

Padişah yaptığından utanarak küçük kızının boynuna sarılmış. Yaptıklarına çok pişman olduğunu söyleyip özür dilemiş.

beyaz.net, bilisim, network, web uygulamalari