Eğitimciler / Ebeveynler

Bir milyon üç yüz bin minik kalp şu anda kıpır kıpır. Hepsi de okumaya başladı. Büyük bir heyecanla gazeteleri okuyorlar, tabelaları okuyorlar ve en önemlisi de masal kitaplarını okuyorlar. Düşünsenize 1.300.000 ilkokul 1. sınıf öğrencisi var bu ülkenin. Pek çok ülkenin nüfusundan daha fazla.

Bu çocuklar geleceğimiz, bu çocuklar çok değil on beş yıl sonra ülkeyi yönetecek, söz sahibi olacak gençlerimiz. Tabi biz yayıncıların da potansiyel okurları. Hepsi de ellerine geçirecekleri kitapları kemirmeye hazır aç kurt gibiler. Sınıf kütüphanesinde, öğretmenlerinin ellerinde, kitapçı raflarında ne görseler okumak, anlamak ve eğlenmek telaşı içindeler; çünkü onlar için kitap, sihirli dünyalara geçecekleri bir kapı. O kapıdan geçince her biri bir kahraman olarak tutsak prensesleri kurtaracak, kötüleri yenecek ve ülkeye padişah olacak. O kapıdan geçince aya yükselecek, evrende yolculuk yapacak. O kapıdan geçince olmazları olduracak, tatmadıklarını tadacak, görmediklerini görecek, giymediklerini giyecek. Hepsi ancak o kapıdan geçtiğinde düşünebilmeyi, hayal edebilmeyi, kendini ifade edebilmeyi, algılayabilmeyi, empati kurabilmeyi öğrenecekler, kendilerini tanıyacaklar.

Ah biz yetişkinler! Ne kadar da çok çaba harcıyoruz çocukları o kapıdan geçirmemeye. Sadece ucuz diye ve sadece çocuklar küçük diye ne kadar özensiz, zevksiz, tatsız, renksiz, kokusuz, anlamsız kitap varsa ellerine tutuşturuveriyoruz.
Sonra ne mi oluyor? Aradan daha bir yıl geçmeden başlıyoruz şikayete. “Efendim benim çocuğum kitap okumayı hiç sevmiyor. Aman çocuğuma kitap oku deme de ne dersen de!” serzenişleri yayılıveriyor annelerin ağzından.

Şimdi el ele verme zamanı. Şimdi bu 1.300.000 minik kalbi kazanma zamanı. Şimdi onları bir okur olarak yetiştirme zamanı. Dili seviyelerine uygun, anlayabilecekleri, anlamlandırabilecekleri kitaplarla onları buluşturma zamanı. Güzel resimli kitapları onlara verme zamanı. Lütfen çocuklarımızdan güzel kitapları esirgemeyelim.

beyaz.net, bilisim, network, web uygulamalari