|
| A|B|C|Ç|D|E|F|G|H|I|L|M|N|O|Ö|P|R|R|S|Ş|Ş|T|U|V|Y|Z|
Ön söz
Anonim halk edebiyatının en tanınmış ürünlerinden birisi olan mani halk şiirinin nazım şekli bakımından en küçük olanıdır. Mani hayatımızla ilgili her türlü olayı (aşk, gurbet, hasret, kıskançlık, kırgınlık ve tabiat vb.) işleyen bir türdür. Halk edebiyatının bilinmeyen şairleri tarafından söylenmiş, halka mal olmuş maniler Türk insanının adeta bir parçası olmuştur. Eskiden evlerde, toplantılarda, köylerde karşılıklı mani söyleme yarışları yapılır ve böylece hayatlar renklenirdi. Türk insanının duygularını manilerle dile getirmesi, çeşitli gönül ürperişlerinin böyle kısa öz ve kesin ifadeyle dile getirilişi; onun sevgi, aşk, gibi konulardaki hassasiyetinin ve zekâsının işlekliğini gösterir.
Bugün halkın ezberinde yaşayan ve ruhunu anlatan binlerce mani vardır. Bunlar bir şahıs tarafından yazılmış olmayıp ortak halk ruhunun heyecanlarından doğmuştur. Asırlardan beri dudaklardan kulaklara taşınarak gelen bu manilerin Türk edebiyatında ne zaman başladığını ve nasıl bir yol takip ettiğini kestirmek zordur.
Manilerde söylendiği yöre insanının düşünce yapısını ve duygularını buluruz. Manilerde söylendiği yörenin gelenek ve göreneklerinin izlerini taşır. Her yörede kendine özgü bir gelenekle söylenen maniler, maniciler tarafından söylendiği gibi herkes tarafından da söylenmektedir. Karşılıklı söylenilen maniler “Mani atışması” adını alır. Bunlar bir tür soru cevap özelliği gösterir.
Maniler uygun her ortamda söylenebilir. Söylenilen ortam ve söyleyicilerin ruh durumları, manilerin içeriğini belirler. Manici adı verilen kişiler tarafından özel bir ezgiyle, âşıklar tarafından özel makamlarla söylenen maniler, kültür aktarımında önemli bir görev üstlenir. Mesela; öğüt konulu maniler eğitim işlevlidir. Yüzyılların bilgi ve deneyimleri genç kuşaklara aktarılır.
Maniler özel bir ezgiyle söylenmelerine karşın ezgisiz de söylenebilir. Toplantı ve evlenme törenlerinde maniler birbirlerine eklenerek türkü formuyla söylenir. Bazen seçilen bir mani, maniler arasında tekrarlanarak türkü nakaratı görevi yapar.
Örf, adet ve geleneklerin kuşaktan kuşağa aktarımının sağlaması yönüyle manilerin çok önemli bir kültür taşıyıcısı olduğu bilinen bir gerçektir. Maniler duyguların açığa vurulması, insanları güldürmesi, eğlendirmesi, işi kolay kılması, eğitim, örf, adet, gelenek aktarımı, birlik beraberlik, dayanışma, kültürün sözlü yolla aktarımı yönleriyle işlevseldir.
Mani halkın ortak malı olduğu için yaratıcısı belli değildir. Maniyi genellikle kadınlar söyler. Mani söyleyene “manici”, mani söylemeye de “mani yakmak”, “mani düzmek”, “mani atmak” denir. Türk toplumunun sosyal yapısının ve düşüncesinin en güzel en duygulu anlatımını manilerde buluruz.
Maniler çoğunlukla dörder dizeli küçük şiirlerdir. Manilerde genellikle dizeler yedişer hecelidir; ancak bazı maniler dört, beş, sekiz, on bir hece ölçüsüyle yazılmıştır.
Manilerin uyak düzeni genellikle " a a b a "dır, yani ilk dize ile son dize birbiri ile uyaklı üçüncü dize serbesttir. Manide anlatılmak istenen konu ve düşünce son iki dizededir. İlk iki dize ise çoğunlukla serbesttir. Manilerde çoğu kez konu ve tema aşktır.
Manilerin konuları her türlü hayat hadiseleridir. Köy kasaba veya şehirlerimizde okumamış veya okumuş kimselerin ve özellikle kadınların içlerinden geldiği gibi söyledikleri eserlerdir. Bir kısmı duygu yüklü olan ve usta şairlerin bile kolay kolay söyleyemeyeceği güzellikteki bu eserciklerin ilk iki mısrası duygu, düşünce ve hayalin adeta “giriş”i sayılır. Asıl konu son mısralarda karşımıza çıkar. Konular insanlarla ilgilidir. İnsanlıkla başlayan ve onunla devam edecek olan bu duygu ve düşüncelerin başında aşk ve sevgi birinci planda yer alır.
Mani söyleme kültürel değişim ve gelişim nedeniyle her geçen gün azalmaktadır Halk kültüründe kültürel birer varlık olarak önemli bir yer tutan maniler gelecek kuşaklara aktarılmalıdır. Bundan dolayı yapılmış ve yapılacak her çalışma çok önemlidir. Yapılan bu çalışmanın amacı da artık hemen hemen kullanılmayan manileri çocuklarımıza, gençlerimize ulaştırmak, onların faydalarına sunmaktır.
|
Murat Elmalı |
MANİ ÇEŞİTLERİ
KONULARINA GÖRE MANİLER
1- Niyet – Fal - Yorum Manileri : Bunlar Hıdırellez, bahar bayramı ve kış geceleri yapılan sohbet toplantılarında söylenir. Bu özel günlerde toplanan kişilerin her biri adına niyet tutularak söylenen maniler iyi ve kötü yorumlara açıktır. Daha çok genç kızlarca düzenlendiği için niyetlerin gönül işleri ile de ilgisi vardır.
Başörtümün gülleri Yana bakıyor yana Ahret senin sevdiğin Bana bakıyor bana.
Bu gün hava bulutlu Senin talihin kutlu Seni bir daha görsem Benim için ne mutlu.
2- Sevda Manileri : Anadolu’nun bazı yerlerinde bahar ve hıdırellez törenlerinde oğlanlarla kızlar karşılıklı olarak mani söylerler. Bu tür maniler sevda manilerinin başlıcasıdır.
Erkek
Gökte yıldız bir sıra Sarılmış mor mintana Benim gibi kul gerek Senin gibi sultana.
Kız
Gökte yıldız bir sıra Sırma ördüm mintana Senin gibi er lazım Benim gibi sultana
3- İş Manileri : Köy ve Kasabalarda kışlık hazırlık işlerinde imece usulü çalışan kişiler arasında söylenen manilerdir:
Ben bir evler yaptırdım Rengi akşam güneşi Yeter dalga geçtiğimiz Ciddi yapalım işi.
Bu gün ayın beşidir. Entarisi yeşildir. Yeşil entarili oğlan Ne vakit olsa iştedir.
4- Bekçi ve Davulcu Manileri (Ramazan Manileri) : Ramazan Bayramı’nın birinci gününden itibaren davulcu yanındaki yardımcısıyla birlikte ev ev dolaşarak mani söyler ve bahşiş ister. Bu sırada söylenen maniler şunlardır:
Ne uyursun uyursun Bu uykudan ne bulursun Al abdesti kıl namazı Cennet-i âlâyı bulursun.
Besmeleyle çıktım yola Selam verdim sağa sola A benim devletli beyim Vakti şerifler hayrola.
5- Mektup Manileri : Gurbet, hasret, kavuşma, mahpusluk, ayrılık durumlarında birbirinden uzak kalanların birbirlerine yazdıkları mektuplara giren manilerdir.
İstanbul`a giderken Sol tarafta hastane Yarimin mektubunu Geciktirme postane.
Mektup yazarsan yârim Koy kibrit kutusuna Bizim oradan geçerken At evin arkasına.
Mektup yazdım karadan Dağlar kalksın aradan Ayrılık pek çok gitti Kavuştursun Yaradan.
Mektup yazdım sarı kâğıt Ağlarım her saat Sen orada ben burada Nasıl durayım rahat.
7- İstanbul Sokaklarında Satıcıların Söyledikleri Maniler : Gezici satıcılar mısır, buğday, keten helvası, macun gibi şeyler satarken maniler söyleyerek mahalle halkının dikkatini çekmeye ve onları eğlendirmeye çalışır
8- İstanbul Meydan Kahvelerinin Cinaslı Manileri : Eski İstanbul’daki meydan kahvehanelerinde, külhanbeyi şairlerinin söyledikleri manilerdir.
Maniciyim maniciyim Deryada gemiciyim Mezarda toprak olsam Yar ile davacıyım.
Mani mani başlamam Ben bekârı taşlamam Olur olmaz adamla Ben maniye başlamam.
9- Düğün Manileri : Düğünlerde, derneklerde, kına gecelerinde söylenen manilerdir.
Evimizin önü marul Sular akar harıl harıl N’olur anam gel bir daha Kızım diye sarıl bana.
Ocağımızın taşı kara Yüreğimin başı kara Sabahleyin kalk da anam Kızım diye beni ara.
10- Saya manileri : Sürülerle haşır neşir olan çobanlar, belirli günlerde, sürü sahiplerinden bahşiş toplamak için özel törenler düzenlerler. Bunlara sayacı, söyledikleri manilere de saya manileri denir.
Koyunlu evler gördüm Kurulu yaya benzer Koyunsuz evler gördüm Kurumuş çaya benzer.
| |